Gül hastalığı olarak da bilinen rozasea, en belirgin bulgusu yüzde kalıcı kızarıklık olan kronik bir deri hastalığıdır. Yüzde tekrarlayan kızarma atakları yaygın bir bulgudur. En çok yanaklar, burun, alın ve çene kısmında ve özellikle yüz orta hattında belirginlik gösterir. Hastalar özellikle yanak bölgesinde yanma veya batma ve bazen kaşıntı hissi tanımlarlar. Genellikle kızarık ve damar genişlemelerin olduğu bu alanlar artırıcı faktörlerin de etkisiyle zamanla kötüleşebilir. Sivilce benzeri kabarıklıklar gelişebilir, ödem ve deride kalınlaşma oluşabilir.

Rozasea her yaşta ortaya çıkabilse de, 30 yaş üzerinde daha sık görülmektedir. Kadınlar erkeklerden daha sık etkilenmektedir. Yetişkin nüfusun yaklaşık %5-10 kadarında görülmektedir. Açık tenli bireylerde daha çok görülse de, koyu tenli bireylerde de nadir değildir.

Rozase Nedeni tam olarak bilinmeyen hastalığın hayatı tehdit eden bir özelliği olmasa da, yüz bölgesine yerleşmesi, bazen azalma ve bazen artışlarla giden yorucu kronik bir seyrinin olması hastalarda duygusal zorluklar oluşturabilmektedir. Bu nedenle hastaların yaşam kalitesi bozulmakta sosyal fobi, anksiyete ve depresyona eğilim artmaktadır.

rozasea-gul-hastaligi

rozasea-gul-hastaligi

Gül Hastalığında Artış Yapabilen Durumlar Nelerdir?

Hastanın artışa neden olabilen durumların farkında olması hayat kalitesini belirgin şekilde artırabilmektedir. Artış yapabilen durumların bir kısmı kalıcı olmayan anlık etki yaparken, bir kısmı ise zamanla hastalığın şiddetini arttırabilmektedir. Kapsamlı bir tedavide hastaların aşağıda belirtilen artış yapabilen durumlar hakkında farkındalığının sağlanması çok önemlidir.

Gül hastalığı şikayetlerinde Artış Yapabilen Durumlar;

  • Sıcak ortam ısısı ve sıcak hava koşulları
  • Sıcak içecekler
  • Kapsaisin içeren bazı baharatlar ve kırmızı biber
  • İçeriğinde sinnamaldehit bulunan bazı yiyecekler (domates, narenciye, tarçın ve çikolata gibi)
  • Alkol
  • Stres ve kaygı
  • Ağır egzersiz ve sportif faaliyetler
  • Nikotin içeren sigara ve diğer tütün ürünleri
  • Güneş maruziyeti
  • Yüz maskelerinin yoğun kullanımı

Gül Hastalığında Deri Bakımı ve Kozmetik Kullanımında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bu grup hastalar hassas ve kolayca tahriş olabilen bir deri yapısına sahiptirler. Bu nedenle cilt temizleyici ürünleri ve nemlendiricileri deriyi kurutmayacak, irrite etmeyecek ama cilt tahrişini azaltarak cilt bariyerini koruyacak özellikteki ürünlerden seçilmelidir.

Yüz yıkarken ılık suyla yıkamaya ve yumuşak havlular kullanmaya özen gösterilmelidir. Ayrıca doktor kontrolü dışında peeling ürünleri kullanılmamalı, keseleme ve aşırı sabunlama gibi cildi tahriş edecek ve kurutacak uygulamalardan uzak durulmalıdır. Kozmetik ürün kullanımında koku ve/veya alkol içeri yoğun olan ürünlerden uzak durulmalıdır.

Ayrıca güneşin tetikleyici bir faktör olduğu dikkate alındığında, alevlenme ve kötüleşmeyi önlemek için hastalar etkin şekilde güneş koruyucu kremler kullanması konusunda bilgilendirilmeli ve teşvik edilmelidirler.

Gül Hastalığında Medikal Tedavi

Gül hastalığı tedavisi cilt tipi, baskın belirti ve semptomlar, ilacın etki mekanizması, etkililik, ilacın tolere edilebilirliği ve geçmiş tedaviye yanıtlarına göre düzenlenmektedir.

Topikal Tedaviler

Azelaik asit, metronidazol, sodyum sülfasetamid/kükürt ve ivermektin bu kapsamda en çok kullanılan ilaçlardır. Kızarıklığı azaltmaya yönelik brimonidin tartarat ve oksimetazolin hidroklorür gibi içerikler de tedavi de yer bulabilmektedir. Kalsinörin inhibitörleri (takrolimus ve pimekrolimus), benzoil peroksit ve topikal antibiyotikler (klindamisin ve eritromisin) de seçenekler arasındadır.

Sistemik Tedavi

Tetrasiklinler (tetrasiklin, doksisiklin, minosiklin), makrolidler (eritromisin, azitromisin ve klaritromisin) ve metronidazol hastalığın özellikle sivilceli evresinde kullanılmaktadır. Diğer sistemik tedavilere dirençli sivilceli ve deride kalınlaşmanın olduğu ileri evrelerde ise izotretinoin kullanılması gerekebilmektedir.

Lazer ve Işık Tedavileri

Bu tedaviler temelde oluşan kızarıklığı ve damarlanmayı azaltmaya yöneliktir ve topikal ve sistemik tedaviyle bu mümkün olamamaktadır. Bu amaçla, farklı seçenekler olsa da, en sık dye lazer ve IPL/BBL kullanılmaktadır. Deride kabalaşma ve kalınlaşmayı tıraşlayarak azaltan ablatif lazerler de özellikle ileri evre hastalarda kullanılabilmektedir.

Gül Hastalığında En Etkili Tedavi Hangisidir?

En etkili tedavi kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Hastalığın evresine, şiddetine, eşlik eden hastalıklara, hastanın tedaviye uyum şekline, daha önceki kullandığı tedavilere yanıtına göre tedavinin kişiselleştirilmesi gerekir. Bazı hasta için krem tedavileri yeterliyken, bazı hastalarda çoklu tedavi kombinasyonları gerekebilir. Değişken hastalık bulgularının yönetilmesi için çoğunlukla farklı yöntemlerin kombinasyonu gerekir.

Rozasea hastalığı nedir?

Rozasea gül hastalığı olarak da bilinir, en belirgin belirtisi yüzde kalıcı şekilde kızarıklık görülmesidir. Bir deri hastalığı olan rozasea kronik kızarma atakları ile karakterizedir.

Yüzdeki gül hastalığı nasıl geçer?

Gül hastalığının tedavisi kişiye özel planlanır. Bu planlamada cilt tipi, klinik belirtiler, hastalığın evresi ve kullanılan tedavilere verdiği yanıt önemlidir.

Gül hastalığı lazerle tedavi edilebilir mi?

Gül hastalığı tedavisinde lazer ve IPL/BBL yaygın şekilde kullanılan yöntemlerdir.

Gül hastalığı sebebi nedir?

Rozasea yani diğer adı ile gül hastalığının sebebi tam olarak bilinmemektedir ama kişisel yatkınlık önemlidir.

Gül hastalığına nasıl geçer?

Gül hastalığı tedavisinde ilk aşama bir dermatoloji uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılması ve önerilen tedavilere uyulmasıdır. Ayrıca gül hastalığı bulunan bireyler yüzünü ılık su ile yıkamaya yumuşak havlular kullanmaya alışmalı ve cildi tahriş edecek işlemlerden/ürünlerden kaçınmaya özen göstermelidir.

Sosyal Medyada Paylaş:

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Dermoskopi

Dermoskopi özel ışık ve büyütme sistemleri içeren bir aletle deriyi daha yakından incelemeye olanak veren bir yöntemdir. Derinin üst ve orta tabakalarındaki çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan yapıların görülmesini sağlayarak tanı koyma konusunda ufuk açmıştır. Ayrıca alınan dermoskopik kayıtlar sayesinde mevcut lezyonun objektif verilerle takibine de olanak sağlamıştır.   ...

Ne Aramıştınız?