Kök hücreler kendini yenileyebilme ve çeşitli hücre türlerine farklılaşma yeteneğine sahip öncü hücrelerdir. Vücudumuzda herhangi bir nedenle bir hasarlanma oluştuğunda, hasarı onarmak için devreye girerek yeniden yapılanma ve onarma sürecinde öncü rol oynarlar. Bu özelliklerinden dolayı son yıllarda onarıcı tıp alanında kullanımları giderek artmaktadır.

Derimizin de herhangi bir nedenle hasarlanması durumunda kendini onarma ve yenilenme kapasitesi vardır. Bu onarma sürecinde derimizde bulunan kök hücreler o alanın onarımı için gerekli olan hücreye dönüşebilirler. Bu nedenle kök hücre tedavileri dermatoloji ve kozmetoloji alanında da son yıllarda büyük ilgi gören yeni bir tekniktir. Kök hücre tedavileri daha önce tedavi edilemez olduğu düşünülen bazı durumların tedavisini yapmayı mümkün hale getirecek gibi görünmektedir.

Deri için en sık kullanılan kök hücre kaynakları kan, kemik iliği, yağ dokusu, etkilenmemiş bölgelerdeki deri ve göbek kordon kanıdır. Son zamanlarda kök hücre kaynaklı eksozomlar da bu tedavilere yeni bir bakış açısı getirmiştir. Eksozomlar; bitişik veya uzak hücrelerle iletişim kurma yeteneğine sahip proteinler, nükleik asitler ve lipitler içeren çeşitli biyomolekülleri taşıyan hücre kaynaklı nano ölçekli keseciklerdir. Eksozomların aracılık ettiği bilgi aktarımı ve hücreler arası iletişim, hücresel fonksiyonları sürdürmek ve doku dengesini sağlamak için gereklidir. Bir nevi kargo görevi yapan eksozomların hedefe yönelik üretiliyor hale gelmesi kozmetoloji alanında da önemli bir yer edinmesine olanak sağlamıştır.

Kök Hücre ve Eksozom Kozmetik Amaçlı Kullanım Alanları

Toplumun gelişmesi ve estetik algısının değişmesiyle birlikte kozmetik talepteki artış sürmekte ve cilt yenileme, leke ve iz tedavisi ile saç dökülmesini azaltma yönünde talepler artmaktadır. Her geçen gün yeni alanlar eklense de kök hücre ve eksozomların kozmetik olarak en sık kullanıldığı alanlar bunlardır.

Cilt Yenileme

Yaşlanma kaçınılmaz bir süreç olsa da hava kirliliği, sigara kullanımı, kötü beslenme gibi yaşam tarzı seçimleri ve güneş ışınları gibi dışsal faktörler de deride yaşlanmayı arttırmaktadır. Zamanla deride incelme, kuruma ve ince çizgilerde artış ortaya çıkmakta, cilt gerginliği azalarak sarkmalar başlamakta, renk tonunda düzensizleşmeyle birlikte lekeler oluşmaktadır. Kök hücre ve eksozom tedavileri deride yenileme ve onarım sürecini başlatarak yaşlanma belirtilerini azaltabilmektedir.

 

kok-hucre-ve-eksozom-kozmetik-amacli-kullanim-alanlari

 

Leke Tedavisi

İç ve pek çok dış faktörün etkisiyle deriye rengini veren pigment olan melanin pigmentinin artışıyla deri de lekelenmeler olmaktadır. Tedavi de zorlanılan alanlar içinde yer alan güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri ve melazma gibi durumlar için bu tedaviler yeni ve güçlü bir alternatif oluşturmuştur.

İz Tedavisi

En sık yüzde sivilce nedeniyle oluşsa da pek çok neden deride kabarık veya çökük iz kalmasına neden olabilmektedir. Oluşturduğu yeniden yapılandırma ve onarma etkisi kök hücre ve eksozomlara bu alanda da geniş bir yer açmıştır.

 

kok-hucre-ve-eksozom-sac-dokulmesi

 

Saç Dökülmesi

Saç güzellik ve estetik görünüm için önemli bir özellik olarak kabul edildiğinden saç dökülmesi kozmetik arayışların en yoğun olduğu alanlardan biridir. Saç dökülmesinin birçok nedeni ve farklı türü vardır ve hem erkeklerde hem de kadınlarda oldukça yaygın bir durumdur. Yakın zamanda kullanılmaya başlanan saç folikülünün büyümesini, yenilenmesini ve gelişmesini artıran kök hücre ve eksozom temelli tedaviler saç dökülmesi alanına da yeni bir soluk getirmiştir.

Sosyal Medyada Paylaş:

Bunlar da İlginizi Çekebilir

BBL Lazer

Işık tedavileri uzun yıllardır dermatoloji pratiğinde pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Işığı daha yoğunlaştırarak lazer gibi kullanmaya olanak sağlayan ilk IPL (Yoğun Atımlı Işık) cihazı 1995 yılında FDA tarafından onaylanmıştır. Sonrasında teknolojik gelişmeler devam etmiş ve daha da yoğunlaşmış ışık elde etme olanağı sağlayan cihazlar geliştirilmiştir....

Dolgu Uygulamaları

Son yıllarda en çok yapılan kozmetik uygulamalardan olan dolgu uygulamaları ile istenmeyen kırışıklıkların görünümü azaltılmakta, yüz hacimlendirilebilmekte ve doku yenilenebilmektedir. Dolgular kalıcı (emilemeyen), yarı kalıcı (geç emilimli) ve geçici (emilebilir) özellikte olabilmektedir. Kalıcı dolgular geri dönüşsüz olduğu için günümüzde çok tercih edilmemektedir.  ...

Ne Aramıştınız?